İçeriğe geç
İşletme sahibi için muhasebe

Gelir ve gider: hangi para senin, hangisi değil

Başlangıç3 dakika

Bu dersten önce Belge olmadan kayıt olmaz: fatura, fiş, gider pusulası okunmuş olmalı.

Bu dersten sonra

  • Ciro, tahsilat ve kazancı birbirinden ayırabilmek
  • Bir harcamanın gider yazılıp yazılamayacağını önceden kestirebilmek

"Bu ay iyi iş yaptım" cümlesi genellikle ciroyu anlatır. Vergi ise kazanç üzerinden alınır ve iki rakam arasında bazen büyük bir fark bulunur.

Üç ayrı sayı

  • Ciro (hasılat): dönemde yapılan satışların toplamı.
  • Tahsilat: bu satışların hesaba giren kısmı.
  • Kazanç: hasılattan, onu elde etmek için katlanılan giderler düşüldükten sonra kalan tutar.

Vergi matrahı üçüncüsünden doğar. "Ciro çarpı oran" biçiminde yapılan hesap bu yüzden neredeyse her zaman gerçek vergiden yüksek çıkar.

Giderin şartı: işle bağ

Bir harcamanın gider yazılabilmesi için ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesiyle bağının bulunması gerekir. Bu bağ zorlama kabul etmez. İşle ilgisi olmayan bir harcama, belgesi kusursuz olsa bile gider değildir.

İşletme kartıyla yapılan kişisel harcama gider olarak kaydedilmez; işletmeden kişisel kullanım için çekilmiş tutar olarak ayrı izlenir. Gider diye kaydedilirse matrahı haksız biçimde düşürür ve incelemede ilk bakılan yerlerden biri tam olarak burasıdır.

Gider ile maliyet aynı şey değil

Harcamaların bir kısmı doğrudan dönemin gideri olur, bir kısmı önce bir varlığın maliyetine girer ve gidere ancak o varlık satıldığında veya kullanıldığında dönüşür.

Ticari mal alımı bunun en net örneği. Aldığın malın bedeli, alındığı anda gider değildir: mal stokta durduğu sürece bir varlıktır ve satıldığı anda satılan ticari malın maliyeti olarak gidere döner. Bu yüzden deposu dolu bir işletme çok para harcamış olabilir, ama o harcamanın tamamı dönemin kazancını düşürmez.

Nakliye, sigorta, gümrük gibi malı işletmeye getiren harcamalar da ayrı bir gider değil, o malın maliyetinin parçasıdır.

Her gider matrahı düşürmez

Belgesi tam, ödemesi yapılmış, işle ilgili bir harcama bile matrahtan indirilemeyebilir. Kanun bazı harcamaları adıyla sayıp indirimi yasaklar; bunlara kanunen kabul edilmeyen gider denir. Ticari kazancın tespitinde indirilecek giderler Gelir Vergisi Kanunu m. 40'ta sayılmıştır, indirilmeyecek olanlar ise m. 41'de.

Bunun pratik sonucu şu: defterdeki kâr ile vergi hesabına giren kâr aynı sayı olmak zorunda değil. İkisi arasındaki fark tam olarak bu kalemlerden doğar ve müşavirin "ticari kâr şu, mali kâr bu" dediği an bundan bahsediyor.

Peşin ödenen, peşin gider olmaz

Yıllık kirayı ya da yıllık sigortayı tek seferde ödemek ödemeyi öne alır, gideri öne almaz. Dönemsellik kavramı gideri hizmetin ait olduğu döneme yazdırır: ocakta ödenen bir yıllık kiranın bu yıla düşen kısmı bu yılın gideridir, gelecek yıla düşen kısmı gelecek yılın gideri olarak bekler.

Ters yönü de aynı kuralın sonucu: aralıkta aldığın hizmetin faturası aralığa yazılır, ödemesi ocakta yapılsa bile.

Kasadaki para kâr demek değil

İki işletme aynı ayda aynı kârı yazabilir ve biri rahat, diğeri sıkışık olabilir. Fark tahsilat hızındadır. Peşin satan işletmenin parası kasasındadır, vadeli satanınki müşterisindedir. Defter ikisine de aynı kârı yazar.

Tersi de olur. Kasadaki bolluk henüz ödenmemiş borçlardan ve tahsil edilmiş katma değer vergisinden geliyor olabilir. Banka bakiyesi, işin nasıl gittiğini ölçmek için güvenilir bir gösterge değildir.

Hem işte hem evde kullanılanlar

Telefon, araç, internet, bazen evin bir odası. Bu kalemler iş ile kişisel kullanım arasında paylaşılır. Tamamını yazmak da hiç yazmamak da yanlış sonuç verir; mevzuat kimi kalemde belli bir oranı, kimi kalemde fiilî kullanım payını esas alır ve kurallar kalem kalem değişir.

Burada oran listesi verilmiyor, çünkü bu kurallar değişiyor ve değiştiği gün bu sayfa sessizce yanlış olurdu. Kalem bazında güncel durum gider bilgi tabanında duruyor.

Zarar da bir sonuçtur

Gider gelirden büyük olduğunda ortaya zarar çıkar. Bu kayda alınması gereken bir sonuç, saklanacak bir şey değil. Ticari kazancın tespitinde doğan zarar, kanunun koyduğu sınırlar içinde sonraki yılların kazancından indirilebilir; yani bir yılın zararı, izleyen yılların vergisini düşürme ihtimali taşıyor.

Bunun koşulu zararın usulüne uygun biçimde beyan edilmiş olması. Beyan edilmemiş bir zarar sonradan kullanılamıyor. "Nasılsa vergi çıkmıyor, beyanı atlayalım" cümlesi bu yüzden iki kez zarar ettiriyor: hem yükümlülük yerine getirilmemiş olur, hem ileride kullanılabilecek bir hak doğmadan kaybedilir.

Her harcama o yılın gideri değil

Uzun yıllar kullanılacak bir iktisadi kıymet alındığında (tezgâh, bilgisayar, araç) ödenen tutarın tamamı genellikle o yılın gideri olmaz. Bedel, faydalı ömre yayılır ve her yıl bir kısmı gider yazılır. Buna amortisman denir ve dayanağı VUK m. 313'tür. Belirli bir haddin altında kalan küçük alımlar doğrudan gider yazılabilir; o had her yıl güncellenir.

Bunu bilmemek, "koca bir yatırım yaptım ama vergim düşmedi" şaşkınlığının en sık sebebidir.

Belli bir kalemin yazılıp yazılmadığına gider bilgi tabanından bakabilirsin. Kaç satışta masrafını çıkardığını görmek istiyorsan başabaş noktası aracı işini görür.

Kendini sına

Her soruda ilk seçimin sayılır. Açıklama, seçim yapınca açılır.

  1. Vergi matrahı aşağıdakilerden hangisine dayanır?

  2. Bir harcamanın gider yazılabilmesinin temel şartı nedir?

  3. İşletme kartıyla yapılan kişisel bir harcama defterde nasıl izlenir?

  4. Yıllarca kullanılacak bir bilgisayarın bedeli genellikle nasıl gider olur?

  5. Satmak için aldığın ticari mal depoda duruyor. Bedeli ne zaman gidere dönüşür?

  6. Belgesi tam, ödemesi yapılmış ve işle ilgili bir harcama matrahtan indirilemiyor. Bu nasıl olur?

İlerlemeni kaydetmek, kaldığın yerden devam etmek için giriş yapabilirsin. Dersi okumak için gerekmiyor.

Giriş yap

Bu ders şu yollarda da okunuyor: Sıfırdan ileri düzeye