İçeriğe geç
İşletme sahibi için muhasebe

Kâr ile kasadaki para neden aynı değil

Orta3 dakika

Bu dersten önce Gelir ve gider: hangi para senin, hangisi değil okunmuş olmalı.

Bu dersten sonra

  • Kâr ile nakit arasındaki farkı yaratan kalemleri sayabilmek
  • Kârlı ama nakitsiz bir ayın sebebini defterden okuyabilmek

Kâr bir dönemin sonucudur, nakit ise belirli bir günün durumudur. Müşavirin "bu ay kâr ettin" demesi ile banka hesabının boş olması aynı anda doğru olabilir. İki rakamı ayıran kalemler bellidir ve dördü tekrar eder.

Kâr faturayla, nakit tahsilatla oluşur

Önceki ünitede geçen tahakkuk esasının doğrudan sonucudur: satış, fatura düzenlendiği anda gelir yazılır. Müşteri bedeli üç ay sonra öderse kâr bu ay, para üç ay sonra oluşur. Aradaki fark defterde ticari alacak olarak durur; kazanılmış ama henüz tahsil edilmemiş tutardır.

Vadeli çalışan bir işletme büyüdükçe bu fark da büyür. Satışlar arttıkça müşterilerin elinde bekleyen para da artar. Büyüme bu nedenle nakit tüketir.

Stok parayı bağlar

Satmak için alınan mal, alındığı gün kârdan düşülmez. Maliyet, mal satıldıkça ortaya çıkar. Depoda bekleyen mal parayı çoktan götürmüştür, ama kârı henüz azaltmamıştır. Rafta duran her ürün, kasadan çıkmış nakittir.

Borç ödemesi gider değildir

Kredi taksitinin anapara kısmı gider yazılmaz; yalnızca faiz kısmı gider olur. Taksitin ödendiği ay para çıkar, kâr değişmez. Tersi de geçerlidir: kullanılan kredi hesaba para sokar ama gelir değildir.

Duran varlık alımı da benzer işler. Bir makineye bugün ödenen bedel kârdan yıllara bölünerek düşülür. Ödeme tek seferde yapılır, gider yavaş yavaş oluşur.

Vergi geçmişin kârından ödenir

Geçici vergi ve yıllık vergi, daha önce oluşmuş kazanç üzerinden hesaplanır ama bugünkü nakitten ödenir. Kârlı bir çeyreğin vergisi, durgun bir ayın kasasına denk gelebilir.

Nakit sıkışmasını görmenin en kısa yolu, ay sonunda dört soruyu sormaktır: alacaklar arttı mı, stok arttı mı, anapara ödedim mi, vergi ödedim mi? Cevapların toplamı, kâr ile banka bakiyesi arasındaki farkın büyük kısmını açıklar.

Bir ayın tablosu

Sayılarla bakmak bunu kısa yoldan anlatıyor. Bir ayda 100.000 lira satış yaptın, satılan malın maliyeti 60.000 lira, diğer giderler 20.000 lira. Kâr 20.000 lira.

Aynı ayın nakit tarafı şöyle olabilir: satışın 70.000 lirası vadeli olduğu için kasaya 30.000 lira girdi. Depoyu doldurmak için 50.000 liralık mal aldın ve peşin ödedin. Giderlerin 20.000 lirasını ödedin. Kredi taksitinin 10.000 lirası anapara. Kasadan çıkan toplam 80.000 lira, giren 30.000 lira.

Sonuç: defterde 20.000 lira kâr, kasada 50.000 lira açık. Hiçbir rakam yanlış değil. Kâr dönemin sonucunu, nakit o ayın hareketini ölçüyor ve ikisinin arasındaki fark alacakta, stokta ve anaparada duruyor.

Nakit akışı üç bölümde okunur

Nakit hareketlerini üç kümeye ayırmak, sıkışmanın nereden geldiğini gösterir.

  • İşletme faaliyeti. Satışların tahsilatı, tedarikçi ve gider ödemeleri, vergi ve prim. Sağlıklı bir işletmede bu bölüm uzun vadede artı olur; sürekli eksiyse sorun işin kendisindedir.
  • Yatırım. Makine, araç, taşınmaz alımı ve satışı. Büyüyen işletmede eksi olması normaldir.
  • Finansman. Kredi kullanımı ve geri ödemesi, sermaye koyma, kâr dağıtma.

İşletme faaliyeti eksi çıkıp açık finansmanla kapatılıyorsa, borçla alınan süre içinde bir şeyin değişmesi gerekiyor demektir. Bu üç bölümü ayırmak, "para yok" cümlesini teşhise çeviriyor.

Tahsilat vadesi bir karar

Vade bir zorunluluk değil, fiyatın parçası. Üç ay vadeli satış, aynı malı peşin satmaktan farklı bir iştir: parayı üç ay boyunca müşteri kullanıyor ve o süre boyunca işletmenin kaynağı bağlı kalıyor.

Bunun pratik sonucu şu: vade uzatmak bir indirim gibi düşünülmeli. Müşteriye tanınan her ek ay, işletmenin kendi nakit ihtiyacını büyütüyor ve çoğu zaman kredi faizi olarak geri dönüyor. Vadeyi uzatma kararı verirken bakılacak yer indirim listesi değil, nakit planı.

Nakit planı, kâr takibinin yerine geçmez

Kârı izlemek yeterli değildir; aynı ölçüde nakit planı gerekir. Önümüzdeki haftaların tahsilatları ile ödemelerini, vergi ve prim ödemeleri dâhil, yan yana yazmak sıkışmayı gelmeden görmeyi sağlar.

Tablonun kurulması sanıldığından basit. Dört satır yeter: haftaya girerken eldeki para, o hafta beklenen tahsilatlar, o hafta çıkacak ödemeler, hafta sonundaki para. Son satır bir sonraki haftanın ilk satırı oluyor ve sekiz on hafta ileri yazıldığında sıkışmanın hangi hafta geleceği görünür hâle geliyor.

Tahsilat satırını yazarken kullanılan ölçü, faturanın vadesi değil müşterinin alışkanlığı. Vadesinde ödemeyen bir müşteriyi vadesinde ödeyecekmiş gibi yazmak, tabloyu kendini kandırmanın aracına çeviriyor. Gerçekçi tablo rahatsız edicidir ve tam bu yüzden işe yarıyor.

Ödeme satırında en sık atlanan kalemler vergi ve prim. Satın alma ve ücret akılda duruyor, beyan tutarları ise tahakkuk fişi gelene kadar yazılmıyor. Oysa bunlar tutarı önceden kestirilebilen ve tarihi sabit olan kalemler: planın en kolay yazılan satırı aslında bu.

Ödeme günlerini vergi takviminden alabilir, bir satışın kâra katkısını başabaş noktası aracıyla görebilirsin.

Kendini sına

Her soruda ilk seçimin sayılır. Açıklama, seçim yapınca açılır.

  1. Vadeli satış yapan bir işletme bu ay kâr etmiş ama kasası boş. En olası sebep hangisi?

  2. Kredi taksitinin hangi kısmı gider yazılır?

  3. Satmak için alınan ve depoda bekleyen mal kârı nasıl etkiler?

  4. Haftalık nakit tablosunda tahsilat satırını yazarken hangi ölçü kullanılır?

  5. Kullandığın kredinin taksitini ödedin. Kâr ve nakit nasıl etkilenir?

İlerlemeni kaydetmek, kaldığın yerden devam etmek için giriş yapabilirsin. Dersi okumak için gerekmiyor.

Giriş yap