Tahakkuk ve dönemsellikte sınır durumlar
Bu dersten önce Muhasebe neyi kaydeder, kim için tutulur okunmuş olmalı.
Bu dersten sonra
- Tahakkukun tartışmalı olduğu durumları tanıyabilmek
- Hangi döneme yazılacağına karar verirken bakılacak ölçüyü uygulayabilmek
Tahakkuk esası kolay bir kural gibi görünüyor: kazanç, bedelin tahsil edildiği tarihte değil işin yapıldığı ve mahiyetinin kesinleştiği tarihte doğuyor. Zorluk kuralda değil, sınır durumlarda.
Bu ders o sınırları ele alıyor. Hepsinde aynı iki soru soruluyor: edim yerine getirildi mi, tutar güvenilir biçimde ölçülebiliyor mu?
Yılı kesen hizmet
Aralıkta başlayıp ocakta biten bir hizmet iki dönemi birden ilgilendiriyor. Bedelin tamamını bir döneme yazmak ikisini de yanlış yapıyor.
Ölçü hizmetin tamamlanma derecesi. Aralığa düşen kısım aralığın geliri, ocağa düşen kısım ocağın. Tamamlanma derecesi ölçülebiliyorsa bölünüyor; ölçülemiyorsa edimin tamamlandığı dönem esas alınıyor.
Burada bir ayrım var ve karıştırılıyor: sürekli hizmet ile tek seferlik hizmet. Bir yıllık bakım sözleşmesi sürekli hizmet ve aylara bölünüyor. Bir danışmanlık raporu tek seferlik ve teslim edildiği dönemin geliri, hazırlığı iki döneme yayılmış olsa bile.
Kısmi teslim
Sipariş parça parça teslim ediliyorsa, her teslim kendi dönemine ait bir gelir doğuruyor. Toplam bedelin tamamını son teslimde yazmak, önceki dönemlerin gelirini eksik bırakıyor.
Koşulu teslim edilen kısmın ayrıştırılabilir olması: hem fiziken hem bedel olarak. Ayrıştırılamıyorsa, yani ürün ancak bütün hâliyle bir işe yarıyorsa, gelir tamamlanmada doğuyor.
Bu ayrımın pratik sonucu sözleşmeye yansıyor. Sözleşme teslimleri ve her teslimin bedelini ayrı ayrı yazıyorsa kayıt da ayrı yapılıyor; tek bir toplam bedel yazıyorsa bölme dayanaksız kalıyor.
İade ve iskonto beklentisi
Satış yapıldı ve gelir yazıldı. Ama bir kısmının iade edileceği biliniyor; sektörde olağan bir iade oranı var.
Muhasebenin temkinli tarafı burada devreye giriyor: beklenen iade için karşılık ayrılabiliyor ve gelir net tutarla gösterilebiliyor. Vergi tarafında ise iade gerçekleştiğinde kayda alınıyor.
İki tarafın ayrışması bu konuda tipik. Muhasebe standartları beklenen iadeyi bugüne çekerken, vergi mevzuatı gerçekleşmeyi bekliyor ve bu da ticari kâr ile mali kâr arasındaki farklardan biri oluyor.
Uzun süren işler
Birden fazla yıla yayılan inşaat ve onarım işleri kendi kuralını gerektiriyor, çünkü işin tamamlanması beklenirse yıllar boyunca hiç gelir yazılmıyor.
İki yaklaşım var. Tamamlanma yüzdesi yöntemi, gelirin işin ilerleme oranına göre dönemlere dağıtılmasını sağlıyor. Tamamlanmış sözleşme yöntemi ise geliri işin bitiminde yazıyor.
Vergi mevzuatında yıllara yaygın inşaat ve onarım işleri için ayrı hesaplar ve ayrı bir düzen var: maliyetler ve hakedişler ayrı hesaplarda birikiyor, kâr ya da zarar işin bittiği dönemde beyan ediliyor.
Bu, dönemsellik ile vergi mevzuatının ayrıştığı en belirgin alanlardan biri ve ayrımın bilinmesi gerekiyor: aynı iş için iki ayrı sonuç hesaplanabiliyor.
Koşullu bedeller
Bedelin bir kısmı bir koşula bağlıysa, o kısmın geliri koşul gerçekleşene kadar doğmuyor.
Bir satışta hedef tutturulursa ödenecek ek prim, bir danışmanlıkta sonuç alınırsa ödenecek başarı ücreti. Bunlar sözleşmede yazılı ama tutarları kesinleşmemiş.
Ölçü yine aynı: güvenilir biçimde ölçülebiliyor mu? Koşulun gerçekleşmesi büyük ölçüde kesinleşmişse ve tutar hesaplanabiliyorsa gelir yazılıyor; belirsizse bekletiliyor.
Ters yönü de var: koşula bağlı bir gideri hiç yazmamak da yanlış. Gerçekleşmesi muhtemelse karşılık ayrılıyor.
Karar verirken bakılacak sıra
Bütün bu durumlarda aynı sıra işliyor ve dört soruyla tamamlanıyor.
Birincisi: edim yerine getirildi mi? Mal teslim edildi, hizmet ifa edildi mi?
İkincisi: yerine getirildiyse tamamen mi, kısmen mi? Kısmen ise ayrıştırılabilir mi?
Üçüncüsü: bedel güvenilir biçimde ölçülebiliyor mu? Koşullu bir kısım var mı?
Dördüncüsü: muhasebe ile vergi tarafı bu işlemde ayrışıyor mu? Ayrışıyorsa iki sonuç ayrı hesaplanıyor ve fark kanunen kabul edilmeyen gider ya da indirim olarak izleniyor.
Dört sorunun cevabı kaydın tarihini ve tutarını birlikte belirliyor.
Dönem kaydırmanın izi kalıyor
Bu sınır durumlarının bir gölgesi var: dönem kaydırma. Geliri sonraki döneme, gideri bu döneme atmak kârı istenen yere çekmenin en kolay yolu.
Ama izi kalıyor ve izler öngörülebilir. Dönem sonuna yakın tarihli kayıtlar, ertesi dönemin ilk günlerindeki büyük satışlar, aralıkta kesilip ocakta teslim edilen faturalar.
Denetim bu yüzden dönem sonuna yakın tarihli işlemleri ayrıca inceliyor. Defteri tutan kişi için çıkarım şu: dönem ayrımı kararı belgeyle desteklenmek zorunda. Teslim tarihini gösteren bir irsaliye, hizmetin tamamlandığını gösteren bir tutanak, sözleşmedeki teslim takvimi.
Belgeli bir karar tartışılabiliyor; belgesiz bir karar savunulamıyor. İkisi arasındaki fark, aynı kaydın meşru bir yorum mu bir kaydırma mı sayılacağını belirliyor.
Kendini sına
Her soruda ilk seçimin sayılır. Açıklama, seçim yapınca açılır.
Aralıkta başlayıp ocakta biten bir bakım hizmetinin bedeli nasıl yazılır?
Sipariş parça parça teslim ediliyor. Gelir ne zaman doğar?
Yıllara yaygın inşaat işlerinde vergi mevzuatı kâr veya zararı hangi dönemde beyan ettirir?
Bedelin bir kısmı hedef tutturulursa ödenecek bir primse, o kısım ne zaman gelir yazılır?
Dönem ayrımı kararını savunulabilir kılan şey nedir?
Sözlükte
İlerlemeni kaydetmek, kaldığın yerden devam etmek için giriş yapabilirsin. Dersi okumak için gerekmiyor.
Giriş yap